Image Hosted by ImageShack.us




10.29.2007 - Cumhuriyet'imizin 84. yılı kutlu olsun..


 

Cumhuriyet ilkedir, nizamdır
Herkes bunlara mutlaka uyacaktır
Cumhuriyet devrimdir
Dünya ondan yol bulur
Cumhuriyet laikliktir
Din ve devleti savunur
Cumhuriyet ışıktır
Her karanlığı aydınlatır
Cumhuriyet kelepçedir
Karanlık güçleri bağlayacaktır
Cumhuriyet güneştir
İnsanın kalbini ısıtır
Cumhuriyet bir dildir
Her şahsa kendini anlatır
Cumhuriyet tarihtir
Yüce Türk Milleti onu yaşamaktadır
Cumhuriyet hayattır
O olmazsa yaşanmayacaktır
Cumhuriyet bir dindir
O oldukça ezan sesleri hiç susmayacaktır
Cumhuriyet sevgidir,
Ki evrenseldir
...
Bekir Gedikoğlu

 

bu arkadaşımızın yoruma bıraktığı şiir teşekkür ederizz.. bluepoison>>>

renk var (2) :: sende renk kat! :: Bağlantı

6.16.2007 - Caner'den babaya kutlama




renk var (yok) :: sende renk kat! :: Bağlantı

6.16.2007 - babalar günün kutlu olsun babamız. Çaça'dan




renk var (yok) :: sende renk kat! :: Bağlantı

5.20.2007 - Şampiyon Fenerbahçe

renk var (3) :: sende renk kat! :: Bağlantı

5.19.2007 - 19 Mayıs 1919- GENÇLİĞİN ATATÜRK'E CEVABI

GENÇLİĞİN ATATÜRK'E CEVABI

Ey Büyük Ata,
Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımızı olacaktır.

Ey Türk'ün büyük Ata'sı !
İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.

Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.

Türk Gençliği


renk var (yok) :: sende renk kat! :: Bağlantı

5.12.2007 - Annemin günü :)

renk var (yok) :: sende renk kat! :: Bağlantı

4.23.2007 - Anıtkabir'i görmedim diyenlere 3 D görüntüler..



http://www.ankara.bel.tr
Hazırlamış tıklayıp 3 boyutlu görülebiliyor.
Ama gidip Atamızı yerinde ziyaret etmek daha güzel ve anlamlı,
 ben çok heyecanlanıyorum her gittiğimizde de..
Çağatay görmedi kısmet olursa en kısa zamanda onu da götüreceğiz...


renk var (1) :: sende renk kat! :: Bağlantı

4.19.2007 - kagıtvs dergisi :)



çok güzel faaliyetler olan bir dergi.


ayyuzlufurkan ın annesi söyledi bizim çok hoşumuza gitti almasak bile harika fikirler var..


renk var (2) :: sende renk kat! :: Bağlantı

4.8.2007 - Nanemin'in Günlüğü:

Nanemin'in Günlüğü: Annem, Ben ve Kangurum

Sümeyra Solmaz

Merhaba, benim adım Yasemin. Ama konuşmayı yeni öğrenen kardeşim bana "Nanemin" diyor. Kısa zamanda bunu herkes öğrendi ve bana "Nanemin" demeye başladı. Adımı seviyorum. Günlük yazmayı da... Günlüğüme yazdığım günler birbirinin aynısı değil. Mesela bazıları kangurulu, bazıları ufolu, bazıları jöleli... İşte bu günlerden farklı olanlarını ödevlerimden fırsat buldukça sizinle paylaşacağım.

Tarih: Kangurulu Çarşamba
Saat: Kuşların uyku saati

Sevgili Günlük;

Bugün okulda harika bir gün geçirdim. Öğretmenim hazırladığım performans ödevini ve etkinliğimi çok beğendi. Gün boyu masasının üstünde sergiledi. Arkadaşım Serpil'e çaktırmadan sürpriz doğum günü partisi yapmayı başardık. Üstelik harçlığımla ona aldığım süslü deftere öyle anlamlı şeyler yazdım ki ben bile şaşırdım. Okuldan dönerken annemle babama anlatacak çok şeyim olduğunu düşündüm. Üç gün hiç susmadan anlatsam ancak bitirebilirdim.

Eve kuşlar gibi uçarak geldim.İçimdeki neşe zıp zıp zıplayan bir kanguru gibi beni de zıplatıyordu. Kapıyı en sevdiğim şarkının ritimlerine göre çaldım. Kapıyı annem açtı; yada başka biri, çünkü kapı sadece açılmıştı o kadar. Kapıyı hafifçe açık bırakan annem teyzemle konuşuyordu yine. Bu yüzden salona "anneee" diye girdiğimde elini dudaklarına götürerek hemşireler gibi "susss" işareti yaptı.

Odama gittim. Şarkı söyleyerek üstümü çıkardım ve hemen mutfağa koştum. Annem, teyzemle konuşmasını bitirmiş, akşam yemeğini yetiştirmeye çalışıyordu. O kadar dalgındı ki bu onu korkutmak için harika bir fırsattı. Arkasından yavaşça yaklaştım "bööö" diye bağırdım. Ama hiç korkmadı, meğersem beni görmüşmüş. Aceleyle devam etti çorbayı karıştırmaya.

Ama şimdi anlatacaklarıma mutlaka şaşıracaktı. Hemen başladım. Performans ödevimi anlattım önce. Sonra Serpil'in sürpriz doğum günü partisini... Ona aldığım hediyeyi, deftere yazdıklarımı herkesin nasıl beğendiğini, hiçbir şeyi atlamadan bir solukta anlattım. Annem çok meşgul olduğu için cevap vermiyordu; ama sanırım o da çok sevinmişti. Eminim kızıyla gurur duyuyordu.

- Bugün çok güzel geçti yani, keşke bütün günler böyle olsa, dedim. Annem çorbayı bitirip patlıcanları soymaya başlamıştı. Soyduğu patlıcanlardan gözlerini ayırmadan:

- Sahi mi, dedi. Neden, yoksa sınavdan beş mi aldın? Aferin benim kızıma.

Şaka yapıyor olmalıydı. Sabahtan beri o kadar çok şey anlatmıştım ki duymamış olmasına imkan yoktu.

- Anlattım ya annecim, dedim.

- Aaa öyle mi?, dedi şaşırarak. O kadar işim var ki hiçbirini duymamışım galiba. Akşam baban gelince anlatırsın.

Annemin anlattıklarımın hiç birini duymamış olmasına yani dinlememiş olmasına çok kırılmıştım. İçimde sürekli zıplayan kanguru durmuş, kuşlar şarkı söylemeyi bırakmıştı. Bütün neşem çorba buharı gibi mutfağın penceresinden uçup gitmişti. Onunla okul dönüşü sohbet etmeyi ve olanları anlatmayı çok sevdiğimi bilmemesi imkansızdı.

Kırgın kırgın odama gittim, yatağıma uzandım. Telefon çaldı, teyzem arıyordu yine. Annem teyzeme hararetle bir şeyler anlatıyor, onun anlattıklarını da dikkatle dinliyordu.

İşte tam bu sırada içimde zıplayan kanguru, kuşlarla birlikte beni ziyarete geldi ve kulağıma fısır fısır bir şeyler söyledi. Kangurumu kucakladım; bu harika bir fikirdi. Hemen soluğu kapının önünde aldım. Bu kanguru çok akıllıydı.

****bundan sonrası ilginç :

            Hemen dediğini yapmak için evimizin yakınındaki bakkala gittim ve kontörlü telefonla evimizi aradım. Telefonu annem açtı.

- Aloo anne, dedim.

Annem öyle şaşırmış ve korkmuştu ki... "Nanemin nerdesin, beni nerden arıyorsun, neden evde değilsin?" diye bir sürü soruyu ardı ardına sıraladı. İşte başarmıştım, annemi hem korkutmuş hem de şaşırtmıştım.

- Şey anneciğim, bugün okulda neler oldu bir bilsen...

Artık annemin beni dinlediğinden emin, olanı biteni anlatmaya başladım. Çok mutluydum. İçimde zıplayan kanguruma çok teşekkür ettim. Şarkı söyleyen kuşlarımla birlikte eve giderken dünyanın en mutlu çocuğu bendim.


www.beyazbulut.com  sitesinden alınmıştır..

renk var (yok) :: sende renk kat! :: Bağlantı

1.12.2007 - Serçeler Sevilmez mi?

   

Serçeler Sevilmez mi?

 

Aslı, henüz beş yaşındaydı. Cıvıl bir kızdı; hiç yerinde duramazdı.  Ablası okula gitmişti. Annesi de apartmanın yakınındaki markete gidecekti. “ Aslı, ablanla sana kek yapmak istiyorum. Evde un ve şeker kalmamış. Hemen gidip geleceğim.Ben gelinceye kadar sende boyama kitabındaki resimleri boya; sakın kimseye kapıyı açma,” demişti.

 

Aslı evde ilk defa yalnız kalıyordu. Annesi kapıyı kapattıktan sonra küçük kız hemen çocuk odasına koştu. Pencereden annesinin gidişini izlemek istedi. Annesi kapıdan çıkmış gidiyordu. Yüreğinin çırpınışını duydu. Gözlerinin pınarlarında iki damla göz yaşı süzülüyordu. Tam o anda bir serçe gelip pencerenin önündeki ağacın dalına tünedi, bunun ardından da pencerenin eşiğine kondu.

 

“Aaa, kuş kondu penceremin önüne. Serçe kuşum sakın kaçma e mi. Ben senin resmini yapacağım.” Küçük kızın yeşil gözlerinin içi gülüyordu. İçi kıpır kıpır olmuştu. Odasının penceresinin eşiğine kendisi gibi yerinde duramayan bir serçe konmuştu. Onu seyretmek için hiç kıpırdamadan duruyordu. Kuş, uçup giderken yeşil gözler hüzünlendi. Dudaklarını büzüştürdü küçük kız. Serçe gibi zıplaya zıplaya odasında dolaşmaya başlamıştı. Pencerenin tam karşısındaki ranzanın önünde durdu. Eğilip ranzanın altından pembe bir okul çantası çıkardı. Daha önce ablasına ait olduğu için biraz yıpranmıştı. İçinden annesinin ona aldığı pastel boyalar ile boyama kitabını çıkardı. Yerdeki halının üzerine uzandı. Kitabın sayfalarını çevirmeye başladı.

 

“Burada hiç kuş resmi yok,” dedi küçük kız. Sevinci kursağında kalmıştı. Ayağa kalktı. Ablasının çalışma masası oda kapısının tam karşısındaydı. Pencerenin sağ tarafında kalıyordu. Bu masanın üzerinde ablasının okula götürmediği defterler ve kitaplar vardı. Aslı, resim defterini defterlerin en altından alıp çıkardı. Defteri halının üzerine boyama kitabının yanına koydu.Tekrar yere uzandı. Pastel boyaları ile bir kuş resmi yapacaktı. Önce kırmızıyı aldı eline. “Kuş kırmızı değil,” dedi kendi kendine. Sonra turuncuyu aldı eline. Bununla bir şeyler boyamaya başladı. Çizdikleri hiç kuşa benzememişti. Diğer sayfayı çevirdi. Bu sefer iki renk kullandı: Siyah ve turuncu. Önce boyama kitabındaki resimler gibi siyahla bir kuş çizmeye çalıştı. Yuvarlak çizdi. Sonra bitişiğine biraz daha büyük bir yuvarlak. Büyük yuvarlağın  altına iki çizgi çizdi. Küçük yuvarlağa da bir nokta koydu. Resmi beğenmişti. Turuncu ile boyadı. Sonra ellerini çırptı. Tam bu sırada evin dış kapısının açıldığını duydu. Annesi gelmiş olmalıydı. Kalktı annesinin yanına koştu. Elinde de ablasının resim defteri vardı.

 

Anne, marketten aldığı malzemeleri mutfakta buz dolabına yerleştiriyordu. Aslı bu sırada annesinin işinin bitmesini sabırsızlıkla bekliyordu. İşi bittikten sonra resim defterini annesine uzattı ve çizip boyadığı resmi gösterdi. Kadın önce gülümser gibi olduysa da sinirlendi ve sesini yükseltti:

 

“Aslı, bu ne? Ben sana ablanın malzemelerini kullanma demiyor muyum. Kaç kere daha uyaracağım. Ablanın eşyalarına dokunduğunu bir daha görmeyeceğim. Bu resmi de yırtıyorum.”

 

 Annesi sayfayı güzelce yırtıp çıkardı. Resmi buruşturup çöpe attı. Bir önceki sayfayı görmemişti annesi. Sonra gidip yerine koydu. Aslı da arkasından gitmişti. Tam bu sırada yerdeki boyama kitabını ve boyaları fark etti. Ancak iş işten geçmişti. Kadın fark etmeden pastel yere konulmuş olan pastel boyaya basmıştı. Halı kirlendiği için iyice sinirlenerek bağırmaya başladı:

 

“Bir daha bu boyaları da kullanmayacaksın, sana resim yapmayı ve boyamayı yasaklıyorum. Öğle yemeğini de yemeyeceksin. Sana ceza veriyorum.”

 

Aslı: “Özür dilerim, anneciğim,” diyebildi sadece. Kelimeler boğazında düğümleniyordu.

 

Aslı, tam bu sırada odanın bir köşesindeydi. Ağlamak istiyordu ama ağlayamıyordu. Hatasını biliyordu. Ablasının resim defterini kullanmaktı. Başka yere resim çizilmezdi, bunu da biliyordu. Başka bir yer bulamamıştı resim yapmak için. Beyaz bir kağıdı yoktu. Yoktu işte. Yatağının içine girdi. Kıvrıldı. Yorganı başından aşağı çekti. Ağlamaya başladı. İçini çekerken gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Bu sırada da anne  halıyı temizlemekle meşguldü. Ha bire küçük kızına söylenip duruyordu. Aslı’nın annesi kızıyla hiç ilgilenmedi. Şu anda kirlenen halı kızından daha önemliydi.

 

Öğleyin ablası geldi eve. Aslı yatakta uyuya kalmıştı. Öğle yemeğini yememe cezası yüzünden uyumayı seçmişti. Abla yemekten sonra ödevlerini yapmak için odasına gitti. Önce bitmemiş olan resmini tamamlamak istemişti. Resim defterini açtı. En sonda Aslı’nın ilk yaptığı resim duruyordu. Hemen küçük kardeşini uyandırıp resim defterini gösterdi. “ Benim defterimi neden karaladın?” diye haykırdı. Küçük kız özür diledi ve sustu. Tekrar yatağının içine girdi ve akşama kadar hiç çıkmadı.

 

Akşam babası geldiği zaman ondan da özür diledi, Aslı. Sessizce akşam yemeğini yedi. Sonra ranzanın alt bölümünde bulunan yatağına gidip yattı. Bu sefer uyuyamıyordu. Gündüz çok uyumuştu, uykusu kalmamıştı. Sabahki serçe geldi gözünün önüne. “ Keşke hiç kuş gelmeseydi. Resmini çizmeseydim. Artık serçeleri sevmiyorum. Resim de çizmeyeceğim.”

 

O günden sonra Aslı serçeleri görünce aldırış etmemiş, hiç resim boyamamış ve çizmemiş; hatta beyninin sağ bölümünü ilgilendiren hiçbir şeyi yapmamış ya da yapamamış. Yeni bir düşünce de üretmemiş. Hep başkalarının fikirlerinin etkisinde kalmış. Başkaları onu yönlendirmiş ve yönetmiş.

 

Yazan: Tülin Göncü

10 Ocak 2007

http://gonulbahcesi.blogcu.com/

renk var (3) :: sende renk kat! :: Bağlantı

<- :: diğer resimlerimede bakın ->

Ben ve hoşuma gidenler...









RenKlerin DanSı BuRadAAaa!!!

* canımız annelerimiz
* Bayramda büyüklerimizi ziyarete gidiyoruzzz.. Ya siz?
* İSTİKLAL MARŞI - ÇAĞATAY ŞENGÜN
* Çağatay ve sınıf arkadaşları
* ÇAĞATAY MİNİATÜRK'TE
* okul öncesi çocuklar için
* başarı çocuk kulubü karma sergisi
* 23 nisan gösterisinden kareler
* birikmiş karelerden .:)
* okuldan sanatsal etkinlikler








Kategoriler

  • boyama sayfalari
  • Cagatay
  • Masal
  • oyun
  • Resim faaliyet
  • velilere yazilar
  • sanatsal etkinlikler

  • Arkadaşlarım

    mag0323
    caglar
    shekkercik
    kartopum
    canerce
    pinkdreams
    nesrin32
    blogekle
    tenji
    onurtan
    cemals
    caycicegi
    gulumseyisim
    nehirida
    Kâmuran Esen
    flood
    seraparda
    ikranur
    ayyuzlufurkan
    oktaykartal
    stuff
    annemin
    ceylin1978
    lezzetinsonhali
    bluepoison
    yesimmutfakta







    Arkadaşlarrr!!!!
    Sizde hayvanlarıma yem verin



    adopt your own virtual pet!

    adopt your own virtual pet!

    adopt your own virtual pet!

    adopt your own virtual pet!

    adopt your own virtual pet!

    adopt your own virtual pet!

    adopt your own virtual pet!

    adopt your own virtual pet!

    adopt your own virtual pet!

    adopt your own virtual pet!


    adopt your own virtual pet!






    >
    RENKLERİN DANSI made in CAGATAY SENGUN
    >